2004 yılı ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov ülkemizde yeniden gündeme geldiği yıl olacak… Altın kitaplar ve İthaki, bilimkurgu üstadının eserlerini yeniden basmaya başlıyor!
Genç bilimkurgu ve fantezi okurları çok şanslı; şimdilerde sırf bu türleri yayınlayan birçok yayımevi var… Her ay birkaç tane bilimkurgu ve fantezi kitabı çıkıyor. Oysa zamanında öyle miydi ya… Yılda bir – iki tane bilimkurgu kitabını yana yakıla arar bulur, birkaç kere okuyup ezberlerdik. O sıralar bu açlığımızı sırayla Çağlayan, Okat ve Baskan bilimkurgu serileri gidermeye çalışırdık. Bir de Altın Kitaplar’dan çıkan Asimov’lar ile…
Fotoğraflarında her zaman gülümseyen, epey uzun favorileri yanaklarından sarkan, kitaplarındaki karakterlerin yapılarından, diyaloglarından insan ilişkilerinde çok açık ve sıcakkanlı olduğunu anlayabildiğimiz Isaac Asimov’la ortaokula giderken bir arkadaşımın kütüphanesinde tanışmıştım. Kitabın üzerindeki bir uzay gemisi resmini ve İmparatorluk yazısını çok iyi hatırlıyorum. O kitap ve Asimov, hayal gücü geniş bir çocuğun sosyo-kültürel yaşamı durgun bir taşra kentinde en iyi dostu ve öğretmeni oldu.
Kitap daha ilk satırlarından itibaren beni resmen büyülemişti. Çok kitap okumuştum ama böyle bir bilimkurgu eseriyle ilk kez karşılaşıyordum. Daha ilk satırlardan galaksi imparatorluklarından, milyarlarca insanın kaderini etkileyen olaylardan, geleceği tahmin eden ve şekillendiren matematik denklemlerinden bahsediliyordu.
Kitap genç bir matematik öğrencisinin “taşra” diyebileceğimiz ufak bir gezegenden, Trantor adlı galaksi imparatorluğunun başkentine gelmesiyle başlıyordu. Başkent, koca bir gezegeni oluşturan tek bir yapıdan oluşuyordu. Gündüz ve gece ısı farklarından, güneşten enerji sağlanıyor, yirmi tarım dünyası bu devasa organizmayı beslemek için gemilerle yiyecek taşıyıp duruyordu.
Bu genç matematik öğrencisi daha başkente geldiğinin birinci gününde tutuklanıyor ve İmparatorluğa karşı ihanetle suçlanıyordu. Bu ihanet örgütünün başı ise bir matematik profesörü Hari Seldon’du.
Bir okur olarak zaten genç matematikçiyle beraber ile hikayenin içine giriyor, daha ilk sayfalarda onun gibi Trantor’un haşmetiyle sarsılmışken ihanet suçlamasının derdine düşüyordunuz. Fakat şok onunla bitmiyordu. Serinin ileriki kitaplarında bir efsaneye dönüşen Hari Seldon, genç matematikçiye şunu açıklıyordu: “Bir yüzyıl içinde Galaksi İmparatorluğu çökecek ve onu takip eden on bin yıllık bir kaos dönemi, ikinci imparatorluk kurulana dek insanları mahvedecek. Bizim amacımız bunu bin yıllık bir süreye indirmek.”
Hari Seldon bunu matematik denklemleriyle geleceği belirleyen psiko-tarih* bilimiyle yapacaktı. Görünüşte ise galaksinin küçük bir gezegenine yerleşen bilim adamı topluluğu dev bir galaktik ansiklopedi hazırlayacaktı. Oysa ilk kitaptan anlıyorduk ki, bu ufacık, imkanları kısıtlı Terminus gezegenine yerleşen bilim adamları topluluğu, II. Galaktik İmparatorluğu kuracaktı ve mütevâzi bir adı vardı: Vakıf!
Asimov, “İmparatorluk” adıyla çevrilen “Vakıf trilojisi”nin ardından Arzlı dedektifin maceralarının anlatıldığı Çelik Mağaralar, Güneşin Tanrıları ve Şafağın Robotları (Robot romanları) ile Türk bilimkurgu okuyucusunun gönlünde sağlam bir taht kurdu.
Peki, 500 (!) kadar kitabı çıkan, dünyanın en çok tanınan bilimkurgu yazarlarından Isaac Asimov kimdi?
1992 yılında ölümüne kadar A.B.D.’de yaşayan Isaac Asimov, Sovyetler Birliği’nde Smolensk yakınlarında Petrowitsch’de 2 Ocak 1920 yılında dünyaya geldi. (Asimov’un Arthur Koestler’in 13. Kabile kitabında belirtilen sonradan Yahudi olan Hazar Türklerinden olup olmadığı merak ediyor insan.) Ailesi ile birlikte 1923 yılında A.B.D.’ye göç Asimov’un çocukluğu Brooklyn’de geçti. Babasının isteği üzerine tıp okuyan yazarımız, aslında kimyayı çok merak ediyordu. Kısa süre Deniz Kuvvetlerinde görev alan Asimov, 1949 yılında Kimya doktorasını aldı, 1958 yılında tüm zamanını yazarlığa ayırabilmek için üniversitedeki öğretim görevinden ayrıldı.
Onun edebiyatla tanışmasını 1938 yılında kurulmuş olan “Gelecek Bilimleri Edebiyat Derneği” sağladı. Bu kulüpte ünlü bilimkurgu yazarları ve editörleriyle tanıştı. Asimov’un ilk öyküsü “Marooned Off Vesta” 1939 yılında Amazing Stroies adlı efsanevi pulp dergide yayınlandı. Daha sonra yazarlığında çok büyük etkisi olan Astounding Science_Finction Magazines adlı dergisinin sahibi ve editörü John W. Campbell onu himayesine aldı. John W. Campbell bilimkurgunun altın çağını yaratan birkaç kişiden biridir ve birçok yazarın yetişmesini sağlamıştır.
Campbell genç yazarları dergide topluyor, onlara konular, sadece başlıklar veya cümleler üzerine bilimkurgu öyküleri yazdırıyordu. (Örneğin Asimov’un ödüllü öyküsü Nightfall o çalışmaların birinde ortaya çıkmıştır. John W. Campbell’ın bin yalda bir gece olan bir uygarlığı anlatan bir öykü yazın demesi üzerine filmi de çekilen Nightfall ortaya çıkmıştır. Öykü de üç güneşli bir sistemdeki bir gezegende kurulan uygarlık, 1000 yılda bir gece ve yıldızlarla tanıştığı için insanlar çılgınlığa kapılmakta ve çılgınca her şeyi yok etmektedir.) O dönemde genç Asimov’un ortaya koyduğu ve eserlerinin temelinde bulunan Üç Robotik Kural ve Vakıf serisinin yazılmasında John W. Campbell’ın çok büyük etkisi vardır.
Asimov, “Vakıf Trilojisini” yazmaya gençken eline geçen, Roma İmparatorluğunu anlatan bir ansiklopedi sayesinde karar vermiştir. Bu triloji 1966 yılındı Cleveland’da tüm zamanların en iyi bilimkurgu dizisi olarak Hugo ödülünü almıştır. (Frank Herbert’in Dune ve Arthur C. Clark’ın Rama serileri Vakıf’ın gerisinde kalmıştır.)
İşin ilginci Asimov yavaş yavaş efsaneye dönüşen bu seriden uzun süre para kazanamamıştır. İşte üstadın kendi ağzından yaşadıkları:
“1941 yılının 1 Ağustos’unda 21 yaşında genç bir delikanlı iken Astounding Magazine adlı dergisinin editörü John W. Campbell’ı görmek için sabırsızlıkla bekliyordum. Ona aklıma gelen bir bilimkurgu öyküsü fikrini açacaktım. Galaktik İmparatorluğun çöküşünü anlatan geleceğe yönelik tarihi bir roman yazmayı düşünüyordum.
Campbell tek bir hikaye yazmamı istemedi. Birinci Galaktik İmparatorluğun çöküşü ile İkinci Galaktik İmparatorluğun yükselişi arasındaki yüzyıllarca süren huzursuzluğu baştan sona anlatan bir dizi hikaye yazmamı istedi. Bu hikayeler Campbell ile benim beraberce görüşüp tartıştığımız psikotarih* bilimi ile geliştirilecekti.
Hikayeler öncelikle dergide yayınlandı yıllar sonra küçük bir yayımevi olan Gnome benim Vakıf hikayelerimi üç kitapta topladı. Vakıf, Vakıf ve İmparatorluk ve İkinci Vakıf…
Yayımevi küçük olduğu için reklam ve tanıtım yapmayınca kitaplar başarılı olamadı. Onlardan hiç para almadım.
1961 yılında o zamanlar Doubleday’daki editörüm Timothy Seldes, yabancı bir yayıncıdan Vakıf kitaplarını yayınlamak için talep geldiğini söyledi. Ben, “İlgilenmiyorum Tim. Bu kitaplardan telif ücreti de almıyorum,’ dedim.
Seldes dehşete düştü ve kısa sürede Gnome’dan telifleri alınıp kitap basıldı ve sürekli yükselmeye başladı. 1966 yılında Cleveland’da düzenlenen Dünya bilimkurgu kongresi’nde bu kategori ilk kez (ve son olarak) Hugo ödülüne aday gösterildi ve tüm zamanların en iyi bilimkurgu serisi ödülünü aldı…”
p> İşte böyle, Isaac Asimov’un farkında olmadığı bir şekilde sürekli yükselişe geçen Vakıf artık bir efsane olunca okurlardan yeni vakıf romanları için baskı gelmeye başlar. Asimov tam 32 yıl sonra seriye yeni kitaplar katar ve bu yeni kitaplar direkt New York Times’ın bestseller listesine girer.
Bu efsanevi seri bundan yıllar önce Altın kitaplar tarafından (Foundation – İmparatorluk 1983) Türk okuyucusuna sunulmuştu. Kitapların telifi geçtiğimiz sene genellikle bilimkurgu ve fantezi kitapları basmasıyla tanıdığımız İthaki yayımevince alındı. Ve Vakıf 2004 yılında genç Türk bilimkurgu okurlarıyla tanışmaya hazırlanıyor.
Asimov sadece Vakıf trilojisi ile bilinmez, insanlığın uzayda koloni kurduğu zamanlarda geçen Arzlı dedektif Elijah Baley’in maceraları da neredeyse Vakıf kadar sevilir. Bilimkurgu polisiye türünün bu baş yapıtları Çelik Mağaralar, Güneşin tanrıları ve Şafağın Robotları adıyla ülkemizde basılmıştı. Daha sonra bu seriye Kurtarıcı (Robot and Empire) katıldı, ki bu kitap Elijah Baley (Robot romanları) kitapları ile Vakıf arasında köprü kurar. Zira bu kitaptaki (Robot) Daniel, (Robot) Giskard’dan insanlığı koruma görevini alır ve R. Daniel on bin yıl sonra Hari Seldon’un hayatını etkileyerek, onun psiko-tarih bilimini geliştirmesini sağlarken karşımıza çıkar.
İşte 2004 yılı içinde İthaki’den Vakıf trilojisi ile birlikte Altın kitaplardan da Elijah Baley kitapları tekrar basılacak.
***
Asimov birkaç yüz öyküsü, 30’u aşkın romanı, sayısız bilimsel yazı ve değişik alanlarda inceleme kitaplarıyla çok üretken bir yazar olmuştur.
Kazandığı onlarca ödüle rağmen kitaplarının edebi yönü hep tartışılmıştır. Tasvirler ve anlatım yetersiz bulunsa da kurduğu dünyalar ve anlattığı öykülerdeki politik tavırlar, kitlelerin yönlendirilmesi, mantık dizimleri ile her zaman beğenilmiştir. Asimov’un kitaplarının çoğunda (tıpkı Ursula K. Le Guin’de olduğu gibi) uzaylılar karşımıza çıkmaz, Vakıf trilojisi Asimov’un çok sevdiği robotlardan da arınmıştır.
Ayrıca Vakıf serisi, öykünün geçtiği on bin yıl sonraki bir Galaksi İmparatorluğu için bilimsel açıdan çok yetersiz bulunur. Gerçekten de bu yetersiz teknolojik tablo ilk okuyuşta insanın dikkatini çekebilir ama Asimov bize esas olarak politik düşünceler, kitle yönetimleri, insan psikolojisi, mantık dizimleri üzerine bir yapıt sunduğu için okuyucu bu eksiklikleri dert etmemelidir.
Asimov’un yaptığına basit olarak Roma imparatorluğunu geleceğe taşımak diyemeyiz, bu eser daha çok toplumsal ve politik anlamda "bugün" ve "gelecek" yorumunu yapmaktadır. Asimov’un bilimkurgusu diyince aklımıza, politik yorum, strateji, mantık düşünce dizimleri gelir. Bu yüzden de Asimov’un eseri "politika" ve politikanın işleyişi üzerine kurulurken çok durağan kalır. Bu yüzdendir ki Vakıf serisi içinde kan gövdeyi götürmez, büyük savaşlar veya kahramanlıklar anlatılmaz, lazer silahları, atom topları konuşmaz, kitlelerin geleceği onlar adına karar veren iktidarda belirlenir. Bu anlatı yapısı ne yazık ki Asimov’un eserlerinin filme aktarılmasındaki zorluğu da ortaya çıkarmaktadır, çünkü eserler bir film için fazla çözümleyici düşünceye ve diyaloga sahiptir. Tüm bu yapı içinde Hari Seldon belki de doğaüstü veya kahramana en yakın kişidir.
“Kaderi” elinde tutan Hari Seldon Vakıf tarihi geliştikçe neredeyse mitolojik bir efsaneye dönüşür.
***
Asimov’un eserleri bilimkurgunun sıcak ve gülen yüzlerinden biri olmuş, teknik ayrıntılar veya insancıl olmayan karakterleri yüzünden soğuk bulunan birçok bilimkurgu eserinden ayrılmıştır. Asimov’un kitapları arasında üç tane de biyografi vardır: 1979 yayınlanan IN MEMORY YET GREEN THE AUTOBIOGRAPHY OF ISAAC ASIMOV ‘1920 – 1954’, 1980’de yayınlanan IN JOY STILL FELT THE AUTOBIOGRAPHY OF ISAAC ASIMOV ‘1954 – 1978’ ve ölümünden sonra karısı tarafından basıma hazırlanan I, ASIMOV: A MEMOIR ‘1994’
Asimov 1973 yılında ilk karısından boşanıp psikiyatr Janet Jeppson ile evlenmiştir, 1977 yılında kalp krizi geçirmiş, troit bezi kanserinin tedavisiyle uğraşmıştır. Asimov’un hayatıyla ilgili ilginç bir nokta da onun Dünya masonlarının bir dönem başkanlığını yürütmesidir. (Doğrusu ondan iyisini bulamazlardı, bu bilgi nereden aklımda kaldıysa artık.) Bu büyük yazar, dünyaların ve tarihlerin yazıcısı 1992 yılında aramızdan ayrılmıştır.
Büyük üstad ölümünün 12. yılında hala eserleriyle gündemde ve yakında Ben, Robot adlı kitabındaki öykülerden ortaya çıkarılan bir film sinemalara gelecek. Belki çıkacak kitaplar ve eserlerinden beyazperdeye yansıyanlar onu hep gündemde tutacak.
Vakıf’ın bir yerinde Hari Seldon’un yıllar önce çizdiği denklemlere göre ilerleyen gelecekte kahramanlardan biri şunu der: “Hepimizi bir ölünün eli itiyor.”
Evet dostlar, hala itiyor!
--------------------------------------------------------------------------
- Psiko-tarih: Matematik denklemleri yoluyla toplumların geleceğinin hesaplanması çalışmalarıdır. Psiko-tarih, tıpkı üç robot kanunu gibi, insanın da bağlı olduğu kanunlar var mıdır gibi bir sorudan yola çıkıp gelişmeye başlamıştır.
- Üç Robotik Kural:

1- Bir Robot bir insana zarar veremez, ya da hareketsiz kalarak bir insanın zarar görmesine neden olamaz.
2- Bir Robot, insanların verdiği emirlere uymak zorundadır. Ancak bu emirler birinci kuralla çeliştiği zaman durum değişir.
3- Bir Robot, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.
(Kurtarıcı “Robot and Empire” adlı eserinde yıllar sonra bu kurallara bir yenisini daha eklemiştir Asimov. Zero kuralı dediği madde şudur:
0--- Bir robot insanlığa zarar veremez ya da etkisiz kalarak insanlığın zarar görmesine olanak tanıyamaz.... Bundan da şu sonuç çıkar.. Bir robot insanlığa zarar gelmesini önlemek için bir tek insana zarar verebilir.
|