|

Dünyanın en nefret dolu adamlarından biri olarak anılan Aleister Crowley. Kendi verdiği
bir demeçte öz annesi tarafından şeytan olarak çağırıldığını söyleyen Crowley
her iki adını da benimsemişti. Onun için Şeytan dini bir uğraştı. Kötü şöhreti
ile nam salan İngiliz, pek çok gizli tarikatın üyesiydi. Düşünceleri ile etkilendiği
kişilerden aldığı ilhamların da yardımı ile kendi tarikatını kurdu. Ve bundan sonra bütün
benliğini kendi kurduğu ve adını Magick koyduğu bu tarikat üzerine yoğunlaştırdı.
(Crowley Magic yani sihir kelimesinin sonuna bir k harfi koyarak, kendi büyüsü ve
sihirbazlıkla yapılan büyü arasındaki değişikliği vurgulamıştır.) Oluşturduğu tarikatta
ana unsurlardan biri seks'ti. Kadınlar ve erkekler arasında serbest sekse inanan Crowley
her türlü ilişkiye sıcak bakıyordu.
Crowley 1875 yılında İngiltere'de doğdu. Babası bira üreticisi ve dindar bir
adam olan Edwar Alexander Crowley, Hıristiyanlığa karşı gelerek kendi inançları
doğrultusunda hareket etti. İşe ismini değiştirmekle başladı. Ailesinin inandığı
azizelerin yerine, incil’de yer alan suçlulara inanmayı tercih etti. Kendini
bedensel ve zihinsel olarak sert zevklere adadı. Yaptığı araştırmalar da hep bu doğrultudaydı.
Örneğin bir kedinin dokuz canı olup olmadığını anlamak için, birini arsenikle
zehirledi, bir diğerine kloroform verdi, gaz ocağı üzerinde yaktı, gırtlağını
kesti, kemiklerini kırdı ve camdan dışarı fırlattı.
1947 yılında kalp ve ciğer problemleri artan Crowley öldü. Eroin bağımlısı
olan Aleister, son günlerini bir konuk evinde geçirmek zorunda kaldı. 72 yıllık
hayatı boyunca ruhsal ve bedensel birtakım tecrübeler geçirdi, dünyayı dolaştı,
dağlara tırmandı, şiir yazdı ve resim çizdi. Doğu dinleriyle birlikte uyuşturucuya
verdi kendini. Her zaman söylediği ve baş ilkesi olan şekilde yaşadı: "Do what thou
wilt". Canlılığını yitirene kadar yap!
Üstünlük için mücadele
Crowley'in ilk üye olduğu tarikat, doğa üstü güçleri araştıran 1888 yılında kurulmuş
gizli Golden Down tarikatıydı. Tarikat o zamanın pek çok ünlü entelektüelini de
kendine çekmişti. Bunlardan biri dönemin ünlü şairlerinden William Butler Yeats'di. Crowley
sihir ve büyü ile ilgili deneylerini dikkat çekmeden ve rahatlıkla yapabilmek için
İskoçya Loch Ness'te bir ev kiraladı. Kiraladığı evin adı Boleskine olduğundan kendi
adını da Boleskin Lordu olarak belirledi. Daha son ra kendi koruyucu meleğini
yeryüzüne davet etmek için cesaret toplamaya koyuldu. Söylentilere göre bunda başarılı
olan büyücü, şeytanın ilgisini çekti. Üye olduğu tarikattan ayrılmasına da işte bu
kendine ait iblisleri neden oldu. Golden Dawn tarikatının liderlerinden olan ve
Paris'te yaşayan Samuel Mahers'ı, kendisini bir üst kademeye geçirmesi için ikna etti.
Tarikatın diğer üyeleri, Crowley'in bu hamlesine tepki gösterdiler. Bir süre sonra
Aleister Mathers'in yerini gasp etmeye kalkıştı. 1900 yılında Crowley ve Mathers tarikattan
kovuldu.
1911 yılında büyücü, başka bir mezhebe katıldı. The Ordo Templi
Orientis. Bu mezhep 1902 yılında Almanya'da kurulmuştu. Kısaca OTO olarak adlandırılan
mezhebin inancı seksin erkeklerin doğasına uygun bir anahtar olduğu ve doğru
şekilde yaşandığı takdirde orgazmın doğaüstü bir tecrübe olduğuydu.
Kendine uygun kişilerinde bulunduğu tarikatta Crowley 1912 yılında İngiltere’
nin bölüm Başkanı oldu. Seks ve Kurban
Golden Down'dan kovulduktan sonra bu tarikatın dini ayin ve törenlerini ödünç alan Crowley ve Argentium Astrum, yani Gümüş Yıldız adını verdiği kardeşlik
gurubunu kurdu. İki yıl sonra geleneksel gezileri esnasında Gümüş Yıldızın
ilk üyelerinden Victor Nuburg ile birlikte Seksin büyülü bir anlamı olduğunu
açıkladı. Bu açıklama Fas’ta bir dağın tepesinde gerçekleşti.
1922'de Crowley, Sicilya Cefalu'da beraberinde iki metresi ve onların
üç çocuğu ile birlikte bir çiftlik evinde yaşamaya başladı. Üç çocuktan biri
Crowley'in kanını taşıyordu. Crowley kutsal olarak gördüğü kardeşlik birliği
Gümüş Yıldızın bu yerini, yani çiftliğini Abbey Of Thelema olarak adlandırdı.
Abbey'de geçen her gün, sanki kilisede yaşam gibiydi. Her gün ilahiler
ve düzenlenen seramoniler ile geçiyordu. Fakat seks ve uyuşturucu yaşamlarında
en büyük rolü oynuyordu. Kısa süre içerisinde yeni üyeler Crowley'in birliğine katıldı.
Bunlardan biri Amerkalı aktris Jane Wold'tu. Aktris hakkında vahşi duyguları ve fantezileri
olan Crowley, kadın kendisine göre daha yaşlı ve biraz da sert olduğu için çareyi
aktrist'i çiftlik yakınındaki bir çadıra sürgüne göndermekte buldu.
Aynı yıl yani 1922 senesinde, Crowley iki tarikat üyesini daha birliğine
kabul etti, Raoul Loveday ve eşi Betty May. Fakat Dünyanın pek çok yerini gezmiş
bir kadın olan Betty, Crowley'in davranışları karşısında dehşete düştü. Zayıf karakterli
Loveday ise adeta Crowley'in kölesi haline gelmişti. Birliğe kabul edilen ve
kabul töreninde kedi kanı içilen Loveday kısa bir süre sonra dizanteri ve sarılık
yüzünden öldü. Hayvanların yanı sıra İnsanların da bu evde kurban edildiği dedikodularının
yayılması üzerine İtalyan Hükümeti, Crowley'i Sicilya'dan sürdü.
Crowley'in kadınlara aşırı bir düşkünlüğü vardı ve onları da kendine
muhtaç olarak görüyordu. Onlar için düşündüğü yegane şey, aynı bir şişe süt gibi
her zaman elinin altında olmaları gereğiydi. İki karısı, onlarca metresi ve birlikte
olduğu sayılamayacak kadar fahişesi vardı.
Crowley birlikte olduğu bütün partnerlerini Scarlet Woman yani Kırmızı
Kadın olarak adlandırırdı. İlk eşi ünlü bir İngiliz artist'in kız kardeşi
olan Rose Kelly idi. 1903 yılında evlendiklerinde, Rose iki erkekle birlikte para
karşılığı yaşayan bir duldu. Crowley kendisine evlenme teklif ederek onu sadece
kurtarmak istemiş ama kısa bir süre sonra çift birbirine aşık olmuştu. Ama aşkın büyüsü
Rose için kısa sürede soldu. Asya'ya yaptıkları yolculuk sırasında ilk çocukları
1906 yılında tifo yüzünden öldü. 1907 yılında ikinci çocukları doğdu. Bu sıralarda
Rose günde neredeyse bir şise viski tüketmekteydi. 1909 yılına geldiklerinde ikili
boşandı. Aynı yıl Crowley seks ve büyü konusunda formunun dorukların çıkmıştı. İki yıl sonra
İki yıl sonra Rose akıl hastanesine yattı.
Aynı lanet ikinci eşinde de ortaya çıktı. Bu seferki karısı Nikaragualı
Maria de Miramar'dı. Sürekli ziyaret ettiği bir metresi haricinde birlikte olduğu
kadınlar ya intihara kalkışıyor ya da kendilerini içkiye veriyorlardı.
Crowley'in en sağlıklı ilişkisi New York'ta 1918 yılında tanışmış olduğu
ve öğretmenlik yapan Leah Hirsig oldu. Crowley'le birlikte Paris ve ardından Abbey of Thelema'ya
giden Hirsig, burada Ninette Shumway ile ev işslerini organize etmeye başladı.
Shumway, kızları Poupee'nin dadılığını yapıyordu. Üçlü çok iyi anlaşamadı. Ninette
ile Shumway'in arasının açılmasından sonra Poupee öldü ve üzerine Leah bir düşük
yaptı. Akıl sağlığını korumak için kendini aşkına veren Leah, uyuşturucu batağına
saplanan ve kendisini Thelema için aldatan Crowley'e gene de tahammül etti.
1925 yılında başka bir kadınla kaçan Crowley, Leah'la bir süre mektuplaşmayı
sürdürdü. Sonunda dayanamayan Leah Amerika'ya ve öğretmenliğe geri döndü.
1951 yılında da öldü.
Gençlik yaştaki kızların dahi ilgisini çeken Crowley, hiç bir zaman
sınır tanımadı. 1934 yılında Londra'da 19 yaşındaki bir kız yanına gelerek ondan
bir çocuk sahibi olmak istediğini söyledi. Crowley ile birlikte olan ve emeline
ulaşan kızın sonu tımarhane oldu.
Gezgin
Crowley, yerinde duramayan bir gezgindi. Mısır ve Uzak Doğu Ülkeleri, büyüye ve mistizme
önem veren Crowley için ayrı bir önem taşıyordu. 1904 yılında karısı ile Mısır'da balayında
Ulusal Müze önünden geçerlerken eşi Rose birdenbire eski Mısır dilinde anlaşılmaz şeyler mırıldanmaya başladı ve Crowley'i müzeye sokarak, üzerinde tanrının yüzünün oyulu olduğu tabletin önüne götürdü. Sergilenen tabletin üzerinde bulunan numara, incil'de Şeytan'a atfedilen numara olan 666 idi. Crowley bu olayı değerlendirerek, geleceği görebildiğini ve kendi koruyucumeleğinin daima şeytan olacağına inandı. Bu olaydan sonra, kendi kutsal kitabını ve emirlerini yazmaya başlayan crowley, İngiltere'ye döndü. Kısa bir süre sonra, hemen ertesi yıl doğuya seyahate çıkan Crowley'in bu defa ki hedefi Himalaya dağlarıydı. Bu felaket bir seyahat oldu.
Crowley yanındaki dağcılara acımasızca davrandı. Olmadık yerlerden geçirdi, en tehlikeli geçitleri kullandı. Çıplak ayakları ile buz üzerinde yürümelerini istedi. Tırmanış esnasında meydana gelen kazada 6 dağcı kayalıklardan düştüğünde, onlara yardım etmeyi reddetti. Ve yolculuğu yarıda bırakarak ödemek üzere yanında bulunan paralarla birlikte kaçtı.
Sanatı
Crowley aynı zamanda sanatta da olağanüstü başarılı olduğuna inanıyordu. Bir ressam olarak
kendini Fransız ressam Paul Gauguin ile özdeşleşti rmişti. Vatan olan İngiltere'nin iki büyük şair yetiştirdiğine dikkat çekerek, kendisinden sonra en büyük şairin Shakespeare olduğunu belirtiyordu.
Kendisinden nefret edenler, onun gerçek anlamda şiir yazmadığını, yazdığı mısralardan
sadece bir ya da iki satırının gerçek şiir anlamında değerlendirilebileceğinin altını çiziyorlardı.
Bununla beraber Crowley, Seks, şeytan ve Pornografik eserler yaratmada oldukça yaratıcıydı.
Beyaz Lekeler ve Papaz'ın Bahçesinden Kar Damlaları bu eserlerine örnek olarak gösterilebilir.
1922 yılında içinde hayat hikayesinden kesitlerin de bulunduğu " Bir uyuşturucu Bağımlısının
Günlüğü" adlı kitabı yazdı. Kitapta Sir Peter Pendragon adındaki bağımlı,
Mr. King Lamus tarafından uyuşturucu batağından kurtarılıyordu. Crowley King Lamus adını
Yamyam kabilelerinin krallarından birinden esinlenerek almıştı.
İlerleyen yıllarda Crowley şiirden resme dönüş yaptı. Manastır duvarlarını tanaiyle
Seytani ve pornografik resimlerle donattı. Kendisi resimlerinde kullandığı başlıca objelerden
biriydi. Resimlerinde ilkel bir kuvvet ve güçlü bir renk karmaşası vardı. Almanya Berlin'de
düzenlenen sergisi büyük bir ilgi gördü, çünkü kısa bir süre önce Crowley ortadan kaybolmuştu.
Aynı yılın başlarında sahte intihar mesajı ile uçurumun kenarından döndürülmesi, yeniden ölmüş
olabileceği ıihtimalini ortaya çıkartmış, sergisi dolup taşmıştı.
İlereyen yıllarda ressamların ve Rock Gruplarının ilham kaynağı olmaya devam eden
Crowley unutulmadı. Led Zeppelin, Ozzy Osbourne, Beatles bu gruplardan bazıları oldu.
|