|
Hayal Gücünün Dişi Ejderhası: Ursula K. Le Guin!...
Bazen bir yazarı tanımak yaşamlara tanık olmak veya farklı bir dünyayı öğrenmek demektir. Ursula K. Le Guin söz konusu olunca bu söylemi olabildiğince genişletmek gerekir. Çünkü 74 yaşındaki bu kadın, hayal gücünün dişi ejderhası, fiziki olarak çocuklarının yanında bizim için onlarca Dünya da doğurmuştur.
1929 yılında dünyaya gelen Ursula K. Le Guin’in babası ünlü antropolog Alfred Kroeber, annesi ise yazar Thedore Kroeber’dir. Bu başarılı çiftin kızı da sanki ikisinin özelliklerinin karışımı gibi özellikle etnolojik açıdan güçlü alt yapısı bulunan hayal dünyaları yazmıştır.
İsterseniz yazarlığı üzerine genel bir yorum getirmeden ve en önemli yapıtlarına (Mülksüzler, Karanlığın Sol Eli ve Yerdeniz Büyücüsü) değinmeden önce Türkçe’ye son yıllarda çevrilen iki eserini kısaca tanıtalım…
Yok olan kültür ve feminizm…
“Hep Yuvaya Dönmek” (Always Coming Home) geçtiğimiz yıl Ayrıntı yayınları tarafından Türkçe’ye kazandırılmıştı. Kurgucu düş gücünün, en cesur denemelerinden sayılabilecek bu kitap, klasik bir roman değil… Öykü, halk masalı, şiir, söylencelerin ustaca kaynaştırıldığı bu kitap geleceğe ait etnografik bir çalışma sayılabilir.
Kitap gelecekte Kuzey Kaliforniya’da Na adlı bir vadide yaşayan Keş adlı halkı bize anlatıyor. Bizi hikayenin içine sürükleyen karakter ise Kuzey Baykuşu adlı küçük bir kız çocuğu.
Kitap özellikle bir kısır döngü içinde yok oluşa sürüklendiğimiz “sürekli ilerlemeci” vahşi kapitalizme karşı bir karşı söylem olarak ortaya konuyor. Hayali Keş halkının toplumsal yaşantıları, Amerikan yerlilerine çok benziyor. Gerçi bir röportajında, “Bu toprağın tek edebiyatı Kızılderili sözlü edebiyatıydı. Ben de başka Kuzey Kaliforniya mitlerini, efsanelerini, şarkılarını okudum. Orada epey bilgi vardı. Çoğunu babam derlemişti. Amerika'nın her yanındaki geleneklerden yaygın bir okuma yaptım. Çalmadan ve sömürmeden bu edebiyatı kullanmanın bir yolunu bulmaya çalışıyordum, Kızılderili edebiyatına bu kötülük yeterince yapılmıştı. Geleceğin Napa Vadisi'ne bir avuç Kızılderili yerleştirmeye hiç niyetim yoktu,” diyor Le Guin.
Ve kitabın gerçek söylemini günümüz dünyasının sonuna ait net bir fikirle ortaya koyuyor; “Bu kitapla yapmaya çalıştığım yapmaya çalıştığım, sanayi devriminden günümüze, son iki yüz yıl boyunca hüküm süren büyüme teknolojimiz ile düşünsel bir oyun oynamaktı. Bu dönemin ne zaman sona ereceğini bilmiyoruz, ama sona erecek. Şimdiki tarihsel dönemi insan toplumunun evriminin en üst aşaması olarak görmeye eğilimliyiz.”
Zaten Ursula K. Le Guin’in birçok kitabında Doğu felsefelerinin etkisinin yanı sıra teknolojik paketlemeden sıyrılmış insan doğası anlatılır.
“Bağışlamanın Dört Yolu” ise iki yıl önce Metis yayınları tarafından bize sunulmuştu. Kitap dört ana öykü ekseninde insan özgürlüğü mücadelesi içinde feminist bir bakış açısıyla kadınların sorunlarını dile getiriyor. Werel ve Yeowe adlı iki gezegende kölelik sistemine karşı bir savaş sürdürülürken, esasında baskıcıların ve ezilenlerin tarafında kadınların iki kat köleleştirilmiş olduğu fark ediliyor.
İki kitabında baş rolünde kadınlar var ama ilkinde kapitalizme karşı bir bakış açısı varken, ikincisinde Ursula K. Le Guin son yıllarda giderek keskinleşen feminist tavrı gözüküyor
Pek bilinmez (veya bilinmez) ama muhafazakar bilimkurgucular, fantastikkurgudan pek hazzetmezler. Sanki entelektüel çevrelerin yıllardır bu iki türe getirdiği “kaçış edebiyatı” suçlamasının sorumlusu bu türdür. Ve sürekli olarak bilimkurgu ile fantastikkurgunun yan yana anılması sanki bu türün değerini düşürmektedir.
Oysa Ursula K. Le Guin söz konusu olduğunda ilginç bir istisna ortaya çıkmaktadır. Le Guin yazarlık kariyerinin ilk başında özellikle de bilimkurgunun en önemli ödüllerini kazanan eserleriyle tanınmıştır. “Mülksüzler” (The Dispossessed), anarşizm üzerine bir ütopya dünyayı anlatırken, “Karanlığın Sol Eli” (The Left Hand of Darkness) ise cinsellik üzerine etkili bir hikaye içeriyordu.
Karanlığın Sol Eli, insanlığın uzayı kolonizasyon çalışmaları sırasında oluşmuş çift cinsiyetliler üzerine bir topluma, o dünyaya dışarıdan gelmiş bir elçinin gözüyle bakıyordu. Yılın on bir ayı cinsellik olmayan bu dünyada fertler değişik dönemlere göre kadın veya erkek olarak toplumsal yaşantıda roller benimsiyordu.
Ursula K. Le guin yıllarca bilimkurgunun önemli eserlerini ürettikten sonra birden fantastikkurguda en önemli eserlerden biri kabul edilen ve onun çoksatan serisi Yerdeniz’in ilk kitabı “Yerdeniz Büyücüsü”nü (The Wizard of Earthsea) yazdı.
Kitap adalardan oluşan bir dünyada Ged adlı bir büyücünün hayatını ve ilk mücadelesini anlatıyordu. O dünyanın büyüsel temeli “sözcüklere” oturtulmuştu. Sözcüklere, kadim lisana… Ve bu büyüsel alt yapı bilimkurgu yazarlığından gelen inanılır bir kurgulamayla çevrilmişti.
Doğu felsefesinin etkilerini taşıyan bu kitap, fantastikkurguyu sadece ortaçağ toplumsal yaşantısı, kılıç-büyü, aksiyon üçlemesine oturtan ve pek de söyleyecek lafı olmayan eserlerin yanında yıldız gibi parladı. Fantastikkurguya genel okur gözünde de saygın kimlik verdi.
Bir Yazarın Cinsel Kimlik Arayışı
Yazarın eserlerinde görülen feminist tavır onun yazarlık kariyerinin ortalarından itibaren kendisini göstermeye başladı. Ursula K. Le Guin, ilk öykülerini ve kitaplarını o zamanki bilimkurgu çevrelerinin muhazafakar bakış açısı karşısında şans bulabilmek için takma erkek ismiyle çıkarmıştı. İlk eserlerinin çoğunda baş karakterler “erkek”ti.
Bakın bu durum için ne diyor:
“Feminist hareketle tanışmam geç oldu ve ağır gelişti. İlk yapıtlarımın tamamı nispeten erkek merkezliydi. Yerdeniz kitaplarının ikisinde hiç kadın yoktur, ya da ikinci planda kadın figürleri vardır. Kahraman öyküleri böyledir, hep erkeklere dairdir. Zaten birkaç feminist yazar dışında bilimkurgu 1960'lara kadar oldukça erkek egemenliğinde bir alandı. Bu alanda yazan kadınların çoğu takma ad kullanırdı.
Bu durum beni hiç rahatsız etmiyordu. Gelenek buydu ve mutluluk duyarak çalışıyordum. Ama giderek kimi rahatsızlıklar duymaya başladım. İlk feminist metnim 1967'de yazmaya başladığım “Karanlığın Sol Eli”ydi. Cinsiyet yapısını çözme yolunda ilk denemelerden biriydi. Herkes 'erkek olmak ne demektir, kadın olmak ne demektir,' diye soruyordu. Bu zor bir soruydu. “Karanlığın Sol Eli”nde cinsiyeti ortadan kaldırıp geriye ne kaldığını bulmayı denedim. Bilimkurgu böyle oyunlar oynamak için harika fırsatlar sunar.
Kendi yapıtımın bana artık dişi olanı ihmal edemeyeceğimi anlattığını yavaş yavaş anladım. 1977'de “Balıkçıl Gözü”nü yazarken, kitabın ortasına gelmeden kahramanım ısrarla kendisim yok etmeye çalışıyordu. Dur bakalım, dedim, sen kahramansın, böyle davranamazsın. Kitabıma ne olacak? Yazmayı bıraktım. Romanda bir kadın vardı, ama kadınlar üzerine yazmayı bilmiyordum. Ne yapacağımı bilmeden biraz uğraştıktan sonra feminist kuramda bana yol gösteren bir şeyler buldum.”
Gelecek, İnsan ve Bir Kadın
Ursula K. Le Guin anarşizm, feminizm, Tao ve Zen felsefelerinden etkilenen, alternatif toplum biçimlerine meraklı, kültür antropoloiye, siyasete ve psikolojiye yönelmiş bir yazar… Ama her şeyden önce hayal gücünün güçlü bir kalemi.
Belki de onun kitaplarıyla ilgili en güzel tespiti Oxford Times yapmış;
"Bazen bir kitabın kapağını açar ve beş-on sayfada önünüzde açılan dünyanın, içinde oturmakta olduğunuz odadan daha gerçek olduğu hissine kapılırsınız...”
Ursula K. Le Guin bize başka dünyaların, başka zamanların şarkılarını söylüyor, hikayelerini anlatıyor olabilir ama belki de yaptığı kendi hayatımızı daha güzel yapmak için beynimize ayna tutmaktan başka bir şey değildir.
BİYOGRAFİ
Ursula K. Le Guin Kimdir?
Ursula K. Le Guin 1929 yılında Kaliforniya’da doğdu. Babası ünlü antropolog Alfred Kroeber, annesi yazar Theodore krober’dir. Radcliff ve Columbia Üniversitelerinde edebiyat eğitimi gördü. 1950’li yıllarda bilimkurgu ve fantastikkurgu hikayeleri yazmaya başladı. 1951'de tarihçi Charles A. LeGuin ile Paris'te evlendi. Üç çocuk dünyaya getirdi.
Önemli eserleri;
“Mülksüzler”,
“Rocannon’un Dünyası”
“Sürgün Dünyası”,
“Balıkçıl Gözü”,
"Bağışlamanın Dört Yolu”
“YERDENİZ SERİSİ”: “
1. Kitap: Yerdeniz Büyücüsü
2. Kitap: Atuan Mezarları
3. Kitap: En Uzak Sahil
4. Kitap: Tehanu
5. Kitap: Yerdeniz Öyküleri
Yazan : Orkun Uçar
|